KURAN'IN İSLAMI
Ve O size: "Melekleri ve peygamberleri (Elçileri) tanrılar edinin." diye de emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?” 3 Âl-i İmran Suresi 80. Ayet.


   
 
  SÜNNET (HİTAN)

SÜNNET (
Hitan-Hafd)

Türkçe de “Erkek Sünneti” olarak kullanılan ve Müslüman toplumunda, Erkek cinsel organın üst derisinde yapılan kesilme işleminin Arapçadaki karşılığı; “Hitan” kelimesidir. “Koruyucu, Duvar” anlamına gelen “Hitan”, Kızlara yapılan bu uygulamaya ise, “Görünmezlik, gizlilik” anlamına gelen ve “Hafa” kelimesinde türemiş olan, “Hafd” denir. Erkeklerde ve kızlarda yapılan bu uygulamanın genel isimlendirilmesine ise “El-hitanan” denir.
    
Arapça olan “Sünnet” kelimesinin gerçek manası, “Yol ve Yöntem”dir. Ancak, Türkçe de yapılan bu işlemede “Sünnet” denilmektedir. Diğer taraftan, Hz. Muhammed’in Müslümanlar tarafından uyulması gerekli sayılan davranışları ve çeşitli konularda söylemiş olduğu sözlerin tümü olarak da kullanılır. Yani; Hz. Muhammed’in yaptığını yapmak, gittiği yoldan gitmek anlamına gelmektedir.

       HİTAN ve HAFD’IN         
 
UYUGULANMASINDAKİ GERÇEK;

            Arapların “HitanveHafd” dediği, Müslüman Türklerin de “Sünnet” dediği, Erkek ve Kız çocuklarının üreme kenya da erkek çocuk sünnetiorganının bulunan derinin ya da klitorisin veya çevresinde yapılan kesilme operasyonunu, Kuran’ı Kerim de ki Sure ve Ayetlerde yer almaz.

          Kuran’da yeri yokken İslamiyet’e nasıl yerleşmiştir? Müslümanlığın adeta bir simgesi haline nasıl gelmiştir? 

          “
Hitan ve Hafd” bir diğer adıyla “Sünnet”, hadislere dayandırılmıştır. Hadislerin kaynağı da rivayetler üzerinedir.

             
Kuzey Irakta Kız çocukların sünneti
Bazı hadis âlimlerinin bu konudaki rivayete dayanan hadislerinden bazılar şöyledir.
Hz. Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İbrahim (a.s.) Kaddûm nâm (Bazısı da şeddesiz olarak Kadûm demiştir) mevkide seksen yaşında olduğu halde sünnet oldu."(K.S. 2150 C.7 S.531 Akçağ 1988 alıntıları, Buhari, İsti’zân 51, Enbiya 8; Müslim, Fedâil 151,(2370))
      
         
Yukarıda ki bu hadiste her ne kadar, Kadûm nam mevkide İbrahim peygamber sünnet oldu falan diyorsa da, Metnin aslında, İbrahim peygamber seksen yaşında keserle sünnet oldu şeklindedir. “Kaddum” keser demektir, “bil kaddum“, keser ile manasınadır.

        
Bir başka hadis te ise,Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb) Resûlullah’a gelerek: “Müslüman oldum! der. Resûlullah da “Üstünden küfür saçını at!"der ve tıraş olmasını söyler. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabe)nin bildirdiğine göre Resûlullah, beraberinde olan bir diğerine de;“Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol! "buyurmuştu."(K.S. 3817 C.11 S.33 Akçağ 1991 alıntısı, Ebû Dâvud, Tahâret 131,(356) )

     
   
Görüldüğü gibi, uydurma rivayetlere dayandırılarak yazılan, yine uydurma hadislerle, Müslümanların sünnet olması gerektiğini rivayet ettiler.Seksen yaşında balta veya keserle sünnet oldu diye, bir iddiayı İbrahim peygambere yakıştırdılar. Bununla da yetinmediler, kızlarında sünnet olması gerektiği yolunda iddia ve rivayetlerde bulundular. Ayrıca Müslümanların sünnet olmasının, kendilerince ne kadar iyi bir şey olduğu konusunda Hadiselere dayandırılan birçok izahlarda bulundular:

           
Hz. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak." (K.S. 2147 C.7 S.523 Akçağ 1988 alıntısı, Buhâri, Libas 63, 64, İsti’zan 51; Müslim, Taharet 39,(257); Muvatta Sıfatu’n Nebiyy 3,(2,921); Tirmizi, Edeb 14,(2757), Ebû Dâvud, Tereccül 16, (4198); Nesai, Taharet 10,11,(1,14,15,))                                                                             
         Sünnet olmayı fıtrattan sayan Hadis yazarları, Kızların Sünnet olması konusun da da birçok rivayet ve uydurma hadisleri kaleme almaktan geri durmadılar. 
          
                Erkeklerin Sünnet olmasının kaynağı olarak Hz. İbrahim i ön plana çıkaran uydurma Hadis yazarları, Kızların sünneti için ise hiçbir geçmişe dönük rivayette bulunamadılar. Yalnızca Erkeklerin baskısı altında bırakmak gayesi ile olsa gerek, kızları cinsellik konusunda engelleyici bir yöntem olarak Sünnet olmalarını, adet haline getirdiler.

           
Ümmü Atiyye (r.a.) anlatıyor: “Bir kadın Medine de kızları sünnet ederdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) kendisine: "Derin kesme. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir, koca için daha makbuldür" diye talimat verdi." (Ebû Dâvud, Edeb 179, (5271))
         Rezin rivayetinde Resûlullah şöyle buyurur: “Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir." (K.S.2153 C.7 S.534 Akçağ 1988)
         "Ebû Dâvud’un da bu konuda söylediği rivayette: “Medine’de bir kadın(ki ismi ümmü Atiye’dir)  kızları sünnet ediyordu, Peygamber ona. “Fazla derin kesme, böyle yapman hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesilesi) hem de kocası için daha hoştur” der." ifadesinde bulunuyorlar.
        
            Anadoluda Kızların sünnet olmasına pek olumlu bakılmasa da, Güney doğuda bazı köylerde bu işin uygulundığı söylenir. Ayrıca Kuzey Irak ve Suriye de de Kız çocuklarının sünnet ettirildiği younluktadır. Ayrıca Afrikadaki Müslüman toplulukları ve uzak doğudaki Endonezya ve Malezya da da Kız çocuklarının sünnet ettirildiği ve bununda törenle yapıldığı bilinir.


       
SÜNNET’İN (Hitan) TARİHTEKİ YERİ

            Bu konuda araştırma yapan Günümüz Antropologları, sünnet âdetinin başlangıcı üzerinde bir fikir birliğine varmış değillerdir. Bazıları 15 bin yıl önce bir toplumda ortaya çıkıp sonra diğerlerine yayıldığına inanırlarken bazıları da çeşitli kültürlerde birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıktığını ileri sürüyorlar.

           Genel olarak kabul edilen görüş, dinlerle ilgili olduğu şeklindedir. Müslüman ve Yahudi toplumlarında Ortak inanış, ilk sünnetin Hz. İbrahim peygamber ile tanrı arasındaki anlaşmadan dolayı olduğudur.

Sünnetin ilk görüldüğü yerler olarak;Başta Ortadoğu ve Arabistan kıtası ülkeleri olmak üzere, Avustralya, Afrika, Yeni Gine ve Amerika kıtası gösteriliyor. Diğer taraftan, Uzakdogu’da, Çin’de, Hindistan’da ve Avrupa’da Müslüman ve Yahudi topluluklarının dışındı hiç görülmemesinin sebebi tam bilinmiyor. Oysa bütün dünyaya yayılmış olan Sünnet olgusu, Güney Deniz Adalıları, Sumatralılar, Mayalar, Aztekler ve İnkaları içeren, Avustralya Aborjinlerinden bazı Amerika Yerli kabilelerine kadar uzanan bu geniş yelpazedeki uygulanan bu Sünnet olayının, Müslüman ve Yahudilik dinlerin etkili olduğu söylenemez. Yâda dinlerin yayılımına pek de uymaz.

                               
  Antik Mısır'da bir sünneti gösteren hiyeroglif
Kayıtlı tarihe baktığımızda ilk sünnetin milattan yaklaşık 2500 yıl önce Mısır’da olduğunu görürüz. Sünneti bir sağlık önlemi olarak yorumlayan ilk tarihçi, Herodotos’tur. Herodotos sünnetin Mısır’da eskiden beri uygulandığını söyler ve gerçekten de mumyalar üzerinde yapılan araştırmalarla bu durum teyit edilmiştir. Ayrıca Lahit ve tapınaklarda, bu olayın figüre edilmiş kalıntıları, günümüze kadar gelmiştir.
                
                           Resimde Mısır'da  tapınak duvarında çizilmiş sünnet edilen erkek çocuklar bulunuyor...


Yapılan tarihsel açıklamalar gösteriyor ki, Sünnet olayı bazı topluluklarda bir çeşit kurban törenidir. Bu törende, kişi hayatini borçlu olduğu Tanrısına, gövdesinin tümünü değil de bir parçasını kurban eder. Erkeklerin egemen olduğu Bazı topluluklarda ise güç sembolüdür.

Bölgesel olarak değerlendirildiğinde, Hz. Muhammed’le ilgili hadislerde ilk sünnet olanın Hz. İbrahim olduğunu belirtir. Ama kendisinin sünnet olup olmadığı, belli değildir. Tevrat’ta da sünnet geleneğinin Hz. İbrahim’den kalma olduğu anlatılır. Buda Sünnet in ilk Mısırlılardan Yahudilere geçtiği, onlardan da Müslümanlara geçtiği açıkça görülür.

                  Yahudilerin sünneti Mısırlılardan aldıkları dönemlerde, teknik ve kültürel olarak Mısırlılar çok gelişmiş bir toplumdu. İnsan vücudu ve fonksiyonları hakkında epey bilgileri vardı. Dolayısıyla yaptıkları şeyler, çevre topluluklar tarafından akıllıca görülüyordu. Eski Mısır’da sünnet, erkeklerin çocukluktan erkekliğe geçtikleri, ilahi sırları öğrenmek için müsaade aldıkları ve sadece seçkin sınıf için geçerli olan bir dinsel ayindi.

         Tevrat’ta şunlar yazılıdır: “Ve Allah İbrahim’e söyle dedi. Seninle ve senden sonra soyundan gelecek olanlarla benim aramdaki sözleşme (ahit) sudur: Aranızda her erkek sünnet edilecektir, gulfe etinizden (erkeklik organının ucundaki deriyi keserek) sünnet olunacaksınız, bu sizinle aramızdaki sözleşmenin bir nişanesi olacaktır.” 

         Tevrat’ta ayrıca Tanrının Hz. İbrahim’e sünnet oldukları takdirde Yahudi topluluğuna bereket vereceğine söz verdiği ve sünnetin ayni zamanda topluluk işareti olarak tanıtıcı bir görev yapacağı da anlatılır. Yahudilerde sünnetin adaptasyonu İbrani kölelerle birlikte Mısır’ı terk eden Hz. Musa tarafından sağlandığı Yahudi kaynaklarında belirtilir. Yine Yahudi Kaynaklarına göre, Hz. Musa sadece dini bir lider değil, geleneklerin, kanunların, dini ayinlerin ve idari otorite kurulmasının da öncüsü olmuş. Yahudilerde sünnet âdetini kesin olarak yerleştirmiştir,  ama kendisi de sünnetli değildir.

                      Musevilerde erkek bebek sünneti

         Yine Yahudi kaynaklarına göre, Hz. Musa zamanında ergenlik yaşına gelenlerin sünnetleri, çakmak taşından üretilmiş bıçaklarla yapılıyormuş. Hz. Musa’dan sonra geleneğin uygulanışında ufak bir değişiklik yapılmış. Sünnet, erkek bebeğin doğumundan sekiz gün sonra yapılan bir cemaate katılma törenine dönüşmüş. Halende aynı uygulama devam etmektedir.
        
Chartres Katedrali,  İsa'nın Sünneti

              Hıristiyanlığın ilk zamanlarında ise sünnet, tüm günahtan dönenler için gerekliydi, Hz. Isa da sünnetliydi. Ancak Aziz Paul, Yunanlıları ve Romalıları Hıristiyanlığa çekebilmek için, domuz eti yasağında olduğu gibi sünneti de şart olmaktan çıkartmış. Fiziksel ve ruhi sünnet arasındaki farkı tekrardan yorumlamış. Aziz Paul “Tanrı ile Hz. İbrahim arasındaki eski ahit, Hz. İsa ile sona erdiğinden, artık sünnet de Tanrının gözünde önemsiz olmuştur.” Diyerek, “Bir insanin sünnetli olmasıyla olmaması arasında fark yoktu.” Dediği, İznik konseyinde alınan kararlarda belgelenmiştir. 

         Dolayısıyla İncil’de sünnet bu nedenle gerekli görülmez ve Hz. İbrahim’in sünnetsizken bile imanının geçerli olduğu hatırlatılır. Hıristiyanlarda sünneti farz sayan tek kilise ise, Habeşistan Kilisesi’dir.
                      
                Nijerya'da Sünnet Töreni
         Her ne kadar Kuran’ı Kerimde sünnetten bahsedilmese de, sünnet İslam geleneğinin önemli ve ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bugün, sonradan kabul edenler de dâhil olmak üzere, bütün Müslüman erkeklere sünnet uygulanır. 

                     Müslümanlar Hz. Muhammed’in sünnetli doğduğuna ve bunun peygamberliğinin bir işareti olduğuna inanılır. İslam’da sünnetin nasıl yapılacağı, geleneklere göre düzenlenir. Genellikle bir yaşından, buluğ çağına kadar olan bir süre içinde yapılır.

SÜNNET
GEREKLİ BİR UYGULAMA MI? 

           Halen Müslümanlar ve Yahudi geleneklerinde yer alan ve Kısmende Hıristiyanlardaki bazı Mezhepler tarafından uygulanan bu yöntem, "Cinselliği Engellemeye yönelik bir uygulama" olarak karşımıza çıkıyor.
          
           Erkek dış üreme organı olan penis, idrar boşaltma ve cinsel birleşmeyi sağlamaktadır. “Glans Penis” denilen ön kısım uyarıcı sinirlerle donatılmış hassas bir yapıya sahiptir. Bunu koruyan da “Praeputium” denilen “Sünnet Derisi”dir. Doğrudan doğruya penisin baş kısmına ve penisin çevresine yapılan uyarma hareketi beyne iletir. Bunun sonucunda bir refleks hareketi ile kan sünger dokuya akar, penisin sertleşmesini sağlar.
          Her ne kadar “Sünnet Derisi” olarak nitelendirilen “Praeputium”; “Glans Penis” ile arasında kalan boşluğun temizliği, iyi yapılamaması durumunda, iltihaplanmalara neden olursa da, “Glans Penis” in hassasiyetinin duyarlılığını koruyucu bir görevi vardır. (http://www.doktornevra.com/cinsellik/penis_ve_cinsellik.asp

          Bu nedenle, Dar ve sert yüzeyli iç çamaşırları Erkeklerin cinsel organındaki bu hassasiyeti büyük oranda ortadan kaldırır. Diğer taraftan aşırı gerdirerek kesilen “Sünnet Derisi” nin neden olduğu cinsel bozukluklarda söz konusu olur. Aşırı gerilme, Cinsel organın gelişmesini ve sertleşmesini engeller.  
          
          Diğer taraftan genç kızların "Klitorisin kesilmesi" Koruyu görevini üstlenen "Dış Dudakların dikilmesi" de, açıkca Cinselliğin engellenmesi ve uyarılma duygularının ortadan kaldırılması demektir ki, buda açıkca Kuran da yer almayan bir uygulamadır.         
           
         Eğer Sağlık ön plana çıkarılıyorsa, Sünnet olmayanların, sünnet olanlara oranı hayli fazladır. Dünya genelinde bunu göz önüne aldığımızda, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, Amerika ve uzak doğu ülkelerindeki Erkeklerin % 90 ının hastalanması ve cinsel bozukluğa uğraması gerekirdi. Bu olmadığına göre, asıl önemli olan, Sünnet değil; "Temizlik" tir. Açıkcası; "Bademcik Ameliyatı" ne kadar önemli ise, "Sünnet olmak" da o kadar önemlidir.
 
 

       
 
Reklam
 
 
 

DUYURU PANOMUZ

kuraninislami.tr.gg

“Yemin olsun, biz sana açık-seçik ayetler indirdik. Onları, sapmış olanlardan başkası inkâr etmez.”2 Bakara Suresi 99. Ayet


----------


sitemize hoş geldiniz


----------


KURAN'IN İSLAMI


----------

-----

 
Diyanet Meali
Elmalılı Y. M.
Yaşar Nuri M.
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=